26 Mart 2017 Pazar

En son neredeyse 2 yıl önce yazmışım. En son yazdığım şeye ithafen: O sorun halloldu, özgürlük çok güzel. Bir Ceyda ve Aykut'un bloglarına bakmak ve okumak istedim ama kapatmışlar ikisi de :( Hazırlık ve 1.sınıf tamamen blogdan oluşuyordu, şu an o hissi yaşamak istedim ama olmadı. Dijitale göre bildiğim şeyler üzerine yeni bir blog açmalıyım. Blogger olup para yesem ne güzel olurdu ya pff :(

17 Eylül 2015 Perşembe

Yalnız yaşamak istiyorum yine çok bunaldım. Evde birinin varlığı huzursuz ediyor beni. İyi ki bayramda yokum 9 gün aynı evde delirebilirdim. Evimde oturup kitap okuyamıyorum, spor saatlerimi ayarlamam gerekiyor falan. Başksıyla yaşayamıyorum işte. Delireceğim az kaldı. Bu da yetmiyormuş gibi yaşadığım şeyleri anlatıyorum bir bakıyorum twitterda. Twittera yaz diye mi anlatıyorum. Zaten yaşadıklarımın onda birini anlatmaya başlamıştım şimdi hiçbir şey anlatmayacağım artık. Ben sanki yaşadıklarını yayıyorum etrafa. Ay valla delireceğim.

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Müziğe ihtiyacım olduğunu düşündüm ve listede çıkan ilk şarkı yine o şarkı. Otobüste de biri o parfümden sıkmıştı. Özlüyorum her dakika gözümün önünde gördüklerime rağmen. Bunun yanında uğraştığım bir adam var cinsiyetçi ve umursamaz. Ama her şeye rağmen ondan da etkileniyorum, o benden etkilenmese bile. Ve yaşadıklarımızı düşünüp yaptığı hatanın farkına varmasını istiyorum. Evet 24 yaşındayım, ona karşı duygusalım ama şu an istediğim şey yaşadığımız şey değil sanırım. Biraz ilgi biraz sevgi. Öyle bir dönemdeyim. Kafamda Ayvalık'a gitmek var O'nunla birlikte. Kabak var sonra kandırıldığım. Flörtöz akrep erkeklerinden bıktım. Beni 1 günde ikna edebiliyorlar, kandırabiliyorlar. Gerçeklik konuşulunca hiçbir şey yok. Doğum günleri bile aynı, bu iğrenç bir tesadüf ve evrenin bana vermek istediği mesajdan başka ne olabilir ki. İlgi ve sevgi beklerken bunu verebilecek erkeklerden kaçmam ve her koşulda zoru kovalamam ne olacak peki. Kendime de dönmem lazım. Eskisi gibi tek başıma sinemaya gitmeye, evde içmeye başladım. Kitaplarıma döndüm. Ama aileme dönesim yok. Çok bencilce evet ama istemiyorum işte. Doktorlarla uğraşmaktan da bıktım. Beni buna sürükleyen adama karşı hala umutla yaklaşmam peki. Son zamanlarda fark ettiğim tek şey ise sarışın erkeklerden hoşlandığım. Bazıları için iyi değilim; kilolu ve küçüğüm. Bunları yaşadıkça özlemim artıyor ama bir şey yapma isteğim de yok. Sömürüldüm çok fazla. Hevesim yok. Fallara inanasım tuttu işte. İkimizin adım atmaması ama arada sevgi olması. Gerçekten beni sevdi mi, azıcık da olsa? 1,5 yılımı boşa harcamadığımı söylese keşke çıkıp. İlk 1 aylık flörtleşme sırasında ağzından çıkan "yanlışlıkla" seni seviyorum sözünü bir daha duymamam; erkeklere karşı olan umudum azaldıkça nefretim artıyor. Şu an çok erkek var hayatımda ve hiçbiri isteklerimi karşılayamıyor. V., B. ve Ö. hepsi aynı ve hepsi hayatımda iz bıraktı ve evet hepsi akrep burcu. Hep kandırdılar. Artık kandırılmıyorum ve hepsi geride kaldı. Özlediğim bir tanesi hariç. Bunların yanında evle ve okulla sorunlarım var. Hepsini kaldıramıyorum artık. Eski basit ve tek derdimin "hangi kadınla konuşuyor" olduğu zamanlara dönmek istiyorum. Bu kadar basitti sorun: Çok eşlilik.Onunlayken kaldıramadığım, paylaşamadığım ama şimdi yaşadığım hayat. Geçici mutluluklardan başka bir faydası yok. Sadece sevişmek. Farklı tenler her zaman iyi ama birine alışınca bırakması da bir o kadar zor. Her birinde diğerini aramak. Yoruldum. Sevilmek istiyorum, değer görmek istiyorum. Ama istediğim sevgililik de değil..

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Niye hep aynı tarz adamları buluyorum; değişik, duygusal, rahat. Sonucu bile bile bir şeylere başlama isteğim niye gitmiyor.

24 Eylül 2014 Çarşamba

İçim daralıyor yine. Git artık.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Aylar önce -yaklaşık 9 ay kadar- hayatıma giren adamın yazmama yardımcı olacağını düşünmüşüm. Başardı da.. Destek olarak değil tabii ki, üzerek. Üzüldüğüm zaman daha iyi yazıyorum. Belki de yardımcı oldu gerçekten de. Yeni şeyler yazmaya başladım mutsuzluk adı altında. Bana kattığı tek şey bu. Üzmek ve yaratıcılığımı geliştirmek. Bir süre daha erkeklerden uzak durma hayat moduna geçiyorum. Yalnızlık mutluluk ve huzur getiriyor gerçekten de.

Tom Waits çalıyor. Tom Waits dinlerken hatırlayacağım tek adam O olacak bundan sonra. I Hope That I Don't Fall In Love With You çalıyor. İlişkinin başlarında bu şarkıyı paylaştığında nasıl da üstüme alınırdım. 'I could see you're lonesome just like me'. Nasıl da aradığımı bulduğumu düşünmüştüm. O da düşünmüş olmalı başta. Mesafe. Her şeyi mesafeye atıp içimi rahatlatıyorum. Aynı şehirde olsak belki daha güzel bir ilişkimiz olurdu. O da başta böyle düşünüyordu ancak şu an bana karşı hissettiği tek şey soğuma. Soğukluk. Böyle olmasını istemedim ama işlerin ciddileştiği gerçeğini de göz ardı edemedim. O hep aynı noktada takılıp kaldı bense kendimi kaptırdım. Onun geleceği zamanki heyecanlarım bitmeyecek gibiydi sanki. Son görüşmemizde ise heyecan yerini gerginliğe bıraktı. Göz yaşları, kilo vermeler, sigara, alkol. Son buluşmamızdan bir gün önce kendimi kaybedercesine ağladım, sinirden. Buluşacağımız zaman ki aynı kafede olacaktı bu ilk görüştüğümüz masaya oturdum bunu farketmedi bile. Gerçekler yüzüme yavaş yavaş çarpmaya başlamıştı ama ben inatçıydım. 3 sayfalık iç dökme sonunda aldığım tek şey 'böyle olacaktı tabii başka nasıl olacaktı' cümleleri oldu. İnsanların hayatına giren birileri bir şeyler öğretir ya her zaman benim öğrendiğim tek şey sevdiğim adamın ellerimin arasından kayıp gitmesini izlemem oldu. Gitmesini veya bitmesini hiç istemedim. Ancak sonuçları değiştiremem. Sabaha kadar şarap içip muhabbet ettiğimiz, flörtleştiğimiz günleri unutmam mümkün değil. Yine de son buluşmadan önceki göz yaşlarım buluştuktan sonrakinin yanında musluktan akan su kadar az kalır. Bittiğini kabullenemediğim için ağlardım önceden sonra ise bittiği için ağladım, ağladım, ağladım, saatlerce.. Tanıştığım adamın bana karşı tavırlarının değişimini izledim aylarca. Beni sinir etmeyi her zaman severdi ama sonlara doğru bilerek uzaklaştırmak için yapıyordu adeta. Önceden sorun oluşturmayan şeyler sorun oluşturmaya başladı. Aramıza aşamayacağımız milyonlarca duvar ördü ve bunlardan geçmem için bir çabada bulunmadı. Duvarları ördü ve gitti. Kırık bir kalp bıraktı arkadan sadece. Bunları yazıyorum ki unutmayayım, ileride bir gün yine bir şeyler yaşamaya karar verirsek kendimi durdurabileyim. Aylardır önemsenmiyorum. Bir kadın için en zoru budur herhalde. Arkasından da başka kadınlar geldi, daha da zorlaştı. Gücüm yoktu ama arkasına dönüp bakan, elimden tutan bir adam yoktu. Onun yerine sadece kendini benden daha da uzaklaştıran, soyutlamaya çalışan bir adam vardı. İlk tanıştığım, hoşlandığım adam çoktan uzaklamaya başlamıştı ve ben bunu durduramamıştım bile. İzin vermemişti. Ve böylece yavaş yavaş bitişini izledim. Bana en acıklı ve zor kısmı bırakmıştı, izlemek...